Öncelikle beni buraya davet eden Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yönetimine ve tabii 1 yıldır düzenli eğitim verdiğim Psikoterapi Merkezi’nin tüm ekibine teşekkür ederim. Bugün buraya size topluluklardan psikanalitik açıdan söz etmeye geldim.

Neden bu konuyu seçtiğimi soracak olursanız bunun ağırlıklı olarak psikiyatrik hastayı diğer hastalardan ayıran bir hususla ilgili olduğunu ileri sürebilirim. Şöyle ki psikiyatri hastası hastaneye bireysel bir başvuru yapsa da, tedavisi çoğul bir nitelik taşıyor. Tedavinin psiko-bio-sosyal boyutunu sadece kastetmiyorum ki bu zaten çok açık. Kastettiğim psikiyatrik hastanın ruhsal süreçlerinin bir kurumu, topluluk olan bir kurumun işleyişi üzerinde ciddi etkilerinin olması. Keza bu etki tabii karşılıklı. Kurum da hastaya verdiği hizmette, kimi tıkanmalarda aynı ruhsal süreçlerin etkisi altında oluyor. Psikoterapi Merkezinde psikanalitik düşünmeyle çalıştığımız toplantılarda bu tür konular sık sık karşımıza çıkıyor. Hastanın patolojisini sadece bireysel patolojisi çerçevesinde değil ona verilen yardımın aktarımsal boyutuyla da ele alıyoruz. Aktarımsal boyut derken hem hastanın kendi kişisel patolojisiyle ilgili ekip çalışanları üzerinde gerçekleştirdiği aktarım, hem de ekip çalışanlarının hem bireysel hem de topluluk olarak hastaya karşı geliştirdikleri karşı aktarımını da çalışıyoruz.

İşte bu yüzden, aktarımsal boyutun önemi yüzünden bugün size topluluklar ve bir topluluk türü olan kurumların da işleyişini psikanalitik açıdan ele almayı seçtim. Zira aktarım ilişkisinin temelinde bireyin ötekiyle ve ötekilerle kurduğu ya da kuramadığı nesne ilişkileri yatar. Her ne kadar hastane içinde hastalara verilen tedavi bireysel temelli olsa da hastayı içinde bulunduğu topluluk üzerine düşünmek, kurum çalışanlarının da bir topluluk olarak hasta üzerindeki etkisini düşünmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Keza hastanın da sadece kişilere değil kurumlara da aktarım geliştirdiğini göz önünde bulundurarak, öncelikle toplulukların içinde gelişen psikolojik dinamiklerin de ayırdında olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. İşte bu yüzden bugün size önce aktarım olgusunu anlatacağım ve daha sonra da Wilfred.R.Bion ve Didier Anzieu adlı iki ünlü psikanalistin yapıtları üzerinden topluluk dinamiklerini ele alacağım.

Bu yazının devamına ulaşmak için Kültür ve Psikanaliz adlı kitabıma başvurabilirsiniz.

 

Yorum Yaz

}